18 Mayıs 2022 Çarşamba
SEN BENİM KİM OLDUĞUMU BİLİYOR MUSUN

SEN BENİM KİM OLDUĞUMU BİLİYOR MUSUN

Güzel ülkemde tam on yıl Bölge Müdürü olarak görev yaptım.
Kurumum hizmet üreten bir kurum değildi ama yine de vatandaşı ilgilendiren tarafına çok dikkat etmeye çalışırdık.
Kurumumuzu, şehrimizi, hükümetimizi sıkıntıya sokacak hal ve hareketlerden özenle kaçardık.
Çünkü ben biliyordum ki en ufak bir yanlışım abartılarak hükümet aleyhinde kulllanılacaktı.
Bir bölge müdürü olarak buna ne hakkım vardı ne de haddim.
Görevimizi yaparken adeta tir tir titriyorduk.
Bunu niye anlatıyorum?
Bundan bir kaç hafta önce İstanbul İl Milli Eğitim Müdürünün “sen benim kim olduğumu biliyor musun” vakıası ajanslara düştü.
O vakıanın tartışması devam ederken bu sefer de Şırnak Sağlık İl Müdürünün “sen benim kim olduğumu biliyor musun” haberi karşımıza çıktı.
Evvela kimin haklı kimin haksız olduğunu ben bilemem.
Bildiğim tek şey var o da her iki “krizin” yanlış yönetildiğidir.
Eğer müdürler haklı ise bunun çözümü daha farklı olmalıydı.
Yine polisler haklı ise olayın bu kadar büyümesine meydan verilmemeliydi.
İl milli eğitim müdürü genelge ile yasak olmasına rağmen neden aracına Çakar takar?
İl sağlık müdürü neden kimliğini görevli polislere göstermekten kaçınır?
Gerçekten bunlar bu kadar zor mudur?
Veya gerçekten siz ey müdürler bu kadar feraset sahibi değil misiniz?
Siz ne yaptığınızın farkında değilsiniz.
Ama bu millet sizin ne yaptığınızın farkında artık!
Kusura bakmayın çok ağır yazacağım; sen benim kim olduğumu biliyor musun ile 15 Temmuz kepazeliğinin arasında hiçbir fark göremiyorum.
15 Temmuz ile nasıl ki seçilmiş cumhurbaşkanı ve seçilmiş hükümetin alaşağı edilmesi ve ülkenin parçalanması amaçlanmıştı bu hareketlerin nihai sonucunun bu olduğunu düşünüyorum.
Onun için her düzeydeki amirlerin adımlarını atarken, vatandaşın içinde yaşarken, görevlerini yaparken çok çok dikkatli olmaları gerekiyor.
Bu tür davranışlar devam ederse telafisi zor durumlarla karşı karşıya kalınabilir.
Burada üzüntü ile gördüğüm bir diğer husus ta ilgili bakanlıkların bu tür olaylar karşısında yeterli refleks göstermemiş olmalarıdır.
Ne yazık ki hükümet de bu tür “krizleri” yönetme konusunda kamuoyunun hassasiyetlerini teskin edici çıkışları zamanında yapamıyor.
Bu tür basit krizler iyi yönetilmediği zaman da vatandaşın aklında soru işaretleri oluşmaya başlıyor.
Son söz; bu gidişat iyi bir gidişat değil.
İçerden ve dışarıdan kuşatılma altına alınmaya çalışan güzel ülkemin idarecilerinin daha dikkatli olması şarttır.
Böyle bir hakkımız da haddimiz de yoktur.

5.04.2018 (Dr. Öğr. Üy. Ahmet Tan )

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

BU İŞİN ŞAKASI YOK

BEN DE VARIM

YEREL SEÇİME DOĞRU

ARTIK HİÇ BİR BAHANE KALMADI

SEÇİM ÇOK ERKEN OLDU

ÇANAKKALE’DEN AFRİN’E

BÖLGENİN SOSYAL BİLİMLER ÜNİVERSİTESİNE İHTİYAÇ VAR

TÜRKİYE DÜNYA İÇİN BİR ŞANSTIR

GELECEĞE HAZIR MIYIZ?