USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

MEMENTO MORİ “Ölümü Hatırla”

MEMENTO MORİ  “Ölümü Hatırla”
31-03-2026
İnsanoğlu çoğu zaman kullara dayanır…
Makama dayanır…
Güce dayanır…
İnsana dayanır…
Oysa aciz olana dayanılır mı?
Dayanan yıkılır…
Çünkü dayandığı da yıkılacaktır…
Onun için Kur’an açıkça uyarır:
Mâide 44;
“İnsanlardan korkmayın, benden korkun…”
İnsanları razı etmek için yaşamanın bir anlamı yoktur…
Çünkü insanlar hiçbir zaman razı olmaz…
Bugün alkışlayan…
Yarın eleştirir…
Bugün yanında duran…
Yarın gider…
Bir cenazeye bakın…
İnsanın üzerinde ne varsa çıkarılır…
Kolundaki en basit şey bile alınır…
Kefene sarılır…
Toprağa bırakılır…
Ve herkes gider…
Oğlu bile…
Kızı bile…
Hiç kimse beklemez…
İşte o an anlaşılır:
İnsana dayanmanın bir anlamı yok…
Tarih de bunu haykırır…
Romalılar, zafer kazanan komutanın arkasına bir köle koyardı…
Ve o köle kulağına şunu fısıldardı:
“Memento mori…”
Unutma… Öleceksin…
Çünkü zafer sarhoşluğu, insanı yıkar…
Belki de bu hatırlatma,
o imparatorluğu uzun süre ayakta tuttu…
Endülüs’te, Elhamra Sarayı’nın duvarlarına kazınan bir hakikat vardı:
“La galibe illallah…”
Allah’tan başka galip yoktur…
Düşünün…
Bir sarayın her duvarında bu yazıyor…
Bir hükümdar her gün bunu okuyor…
Böyle bir insan kibirlenir mi?
Bizde bir zafer kazandık…
Bu, bir seçim sonucu değil sadece…
Aynı zamanda bir imtihandı…
İşte tam o anda kendimize şunu hatırlattık:
Zafer sarhoşluğu yok…
“Korna çalmayın…” dedik…
“Müzik açmayın…” dedik…
“Bağırmayın…” dedik…
Çünkü bu şehir bir deprem yaşadı…
Bu şehirde acı hâlâ taze…
Sevincimiz, bir başkasının hüznüne dokunmasın istedik…
Ve yönümüzü Doğukent’e çevirdik…
Depremin en çok hissedildiği yere…
Bir camiye girdik…
İki rekât şükür namazı kıldık…
Sessizce…
Göreve öyle başladık…
Çünkü biz biliyoruz…
Makam dediğin şey geçicidir…
Zafer dediğin şey geçicidir…
Eğer hatırlamazsan…
Seni büyütmez, seni bozar…
Bu yüzden dedik ki:
Makam belediyeciliği yapmayacağız…
İki katlı başkanlık sarayına oturmadık…
Makamı personelin yanına taşıdık…
O binayı da gençlere verdik…
Üst katını kütüphane yaptık…
Alt katını etüt merkezi…
Çünkü gerçek zafer…
Koltukta oturmak değil…
İnsana dokunmaktır…
Kur’an, insanın nasıl olması gerektiğini de söyler:
Âl-i İmrân 191;
“Onlar ayakta iken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı zikrederler…”
Yani her hâlinde Rabbini unutmayan…
Sadece darda değil…
Zaferde de unutmayan…
Çünkü Kur’an başka bir hakikati daha haykırır:
Asr 2;
“Şüphesiz insan hüsrandadır…”
Ancak iman edenler…
Salih amel işleyenler…
Hakkı ve sabrı tavsiye edenler kurtulur…
Ve yine uyarır:
A‘râf 179;
“Kalpleri vardır anlamazlar… gözleri vardır görmezler…
Onlar hayvanlar gibidir, hatta daha aşağıdır…”
Çünkü insan unutursa…
İnsandan da aşağı düşer…
O halde…
Ne kula dayan…
Ne kuldan kork…
Çünkü gerçek şudur:
Dost olarak Allah yeter…
Ve sonunda insanın dilinde sadece şu kalır:
Âl-i İmrân 173;
“Hasbunallahu ve ni‘mel vekîl…”
Allah bize yeter… O ne güzel vekildir…
Gururlanma…
Zafer de geçer…
Dünya da geçer…
Ama Allah’a iman kalır…

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?